12 Aralık 2017 Salı

YETERİNCE SU İÇİYOR MUSUNUZ?

Susadığımızda su içmek ya da ağız kuruluğu hissimiz oluştuğunda su içmek, susama mekanizmamızın tamamen kuru kalması sonucu tepki vermesi halinde su içmemiz demektir. Özellikle yaşımız ilerledikçe, susama tepkisi daha az şekilde ortaya çıkar. Bu sebepten ağız kuruluğu ya da susama hissi olmadan da gün içinde su tüketmeliyiz.

Su, ağzımızdaki tükürük akışını koruduğu için bakteri oluşumunu azaltır. Biz ihtiyacımız olduğundan az su tükettiğimizde ise, ağız içerisinde doğal olarak oluşan bakterileri alıp götürmek için yeterli tükürük bulunmaz ve bu bakteriler ağzımızdaki küçük gıda parçacıkları ve ağız derisi hücreleri ile beslenip çoğalırlar ve nefesimizin kötü kokmasından, bağışıklık sistemimizin zayıflamasına kadar birçok olumsuzluğa sebep olurlar.

Su eksikliği, egzersiz performansımızın düşük olmasının ve hatta gün içinde kendimizi yorgun hissetmemizin de başlıca sebeplerindendir. Sadece tuvalet ziyaretlerimizle değil, gün içinde konuşma sırasında ve hatta nefes alış verişlerimizle bile su kaybederiz. Dolayısıyla sürekli meydana gelen su kaybının önüne geçmek için gün boyunca azar azar suyumuzu takviye etmeliyiz.

İdrar rengimiz de vücudumuzun günlük su rezervi hakkında önemli bir göstergedir. Sabah kalktığımızda idrarımızın koyu renk olması, gece boyunca nefes alış verişleriyle ve belki bir ya da birkaç kez tuvalet ziyaretleriyle bedenimizin susuz kalmış olmasının bir göstergesidir. Bu sebepten özellikle sabahtan öğlene kadar mümkün olduğunca su tüketmeli ve sindirim sistemimizin bir önceki günün posalarından vücudumuzu arındırmasına destek vermeliyiz.

“Ne kadar su içmeliyiz?” sorusunun ise belirli bir cevabı yoktur. Herkesin, kilosuna, günlük aktivitesine ve hatta mevsime göre su ihtiyacımız kişiden kişiye farklılık gösterir.
DOĞRU BESLEN
FİT YAŞA
 
Seda ERTÜRK
Beslenme & Spor Koçu
0538 552 76 24
Bornova, İZMİR