Su, ağzımızdaki tükürük akışını koruduğu için bakteri
oluşumunu azaltır. Biz ihtiyacımız olduğundan az su tükettiğimizde ise, ağız
içerisinde doğal olarak oluşan bakterileri alıp götürmek için yeterli tükürük
bulunmaz ve bu bakteriler ağzımızdaki küçük gıda parçacıkları ve ağız derisi
hücreleri ile beslenip çoğalırlar ve nefesimizin kötü kokmasından, bağışıklık
sistemimizin zayıflamasına kadar birçok olumsuzluğa sebep olurlar.
Su eksikliği, egzersiz performansımızın düşük olmasının ve
hatta gün içinde kendimizi yorgun hissetmemizin de başlıca sebeplerindendir. Sadece
tuvalet ziyaretlerimizle değil, gün içinde konuşma sırasında ve hatta nefes
alış verişlerimizle bile su kaybederiz. Dolayısıyla sürekli meydana gelen su kaybının
önüne geçmek için gün boyunca azar azar suyumuzu takviye etmeliyiz.
İdrar rengimiz de vücudumuzun günlük su rezervi hakkında
önemli bir göstergedir. Sabah kalktığımızda idrarımızın koyu renk olması, gece
boyunca nefes alış verişleriyle ve belki bir ya da birkaç kez tuvalet
ziyaretleriyle bedenimizin susuz kalmış olmasının bir göstergesidir. Bu sebepten
özellikle sabahtan öğlene kadar mümkün olduğunca su tüketmeli ve sindirim
sistemimizin bir önceki günün posalarından vücudumuzu arındırmasına destek
vermeliyiz.
“Ne kadar su içmeliyiz?” sorusunun ise belirli bir cevabı yoktur.
Herkesin, kilosuna, günlük aktivitesine ve hatta mevsime göre su ihtiyacımız
kişiden kişiye farklılık gösterir.
DOĞRU BESLEN
FİT YAŞA
Seda ERTÜRK
Beslenme & Spor Koçu
0538 552 76 24
Bornova, İZMİR

























